İdrak ve özlem
Abdülazîz ed-Dîrînî’nin Tahâretü’l-kulûb adlı eserinden ibadet içerikli nesir veya övgüdür; peygamber hadisi değildir. 2003 Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye baskısının ifadeleriyle basılı asıldan tamamlanmıştır.
إلهي كيف يحيط بك عقل أنت خلقته، أم كيف يدركك بصر أنت شققته، أم كيف يدنو منك فكر أنت وفقته، أم كيف يحصي الثناء عليك لسان أنت أنطقته؟ إذا تلمحت عظمتك أبصار البصائر عادت بنور سلطانك كليلة، وإذا تجمعت عظائم الجرائم كانت في جنب عفوك قليلة. سبقت السبق فأنت الأول، وخلقت الخلق فعليك المعول، ووعدت إذ جدت يا خير من تطول. عجبا للقلوب كيف استأنست بسواك، والأرواح كيف استقرت والأسرار بنور البصائر تراك، والألسن كيف شكرت من لا يقدر على شيء لولاك، والأقدام كيف سعت إلى غير رضاك؟
Türkçe anlamı
Allah’ım! Yarattığın bir akıl Seni nasıl kuşatabilir? Açtığın bir göz Seni bütünüyle nasıl kavrayabilir? Yönelttiğin bir düşünce Sana nasıl yaklaşabilir? Konuşma verdiğin bir dil bütün övgünü nasıl sayabilir? İç görüşün gözleri yüceliğine baktığında, saltanatının nuruyla kamaşmış olarak geri döner. Büyük suçlar bir araya geldiğinde affının yanında küçülür. Sen önceliğin de öncesindesin; Evvel Sensin. Yaratılmışları yarattın; bütün dayanış Sanadır. İhsanını verirken vaat ettin, ey iyilik edenlerin en hayırlısı! Kalplerin Senden başkasıyla huzur bulması; içlerinin basiret nuruyla Seni seyrederken nefislerin yerleşip kalması; dillerin Sensiz hiçbir şey yapamayanlara şükretmesi; ayakların rızândan başka şey için çabalaması ne şaşırtıcıdır!
Açıklama
İnsan idrakinin sınırı ve Allah’a özlem.
Kaynak: عبد العزيز الديريني، طهارة القلوب والخضوع لعلام الغيوب، دار الكتب العلمية، ٢٠٠٣